Küfür , hakaret ve siyasetten uzak bir yer arıyorsanız ,

Forumumuza buyrun. Üyelik tamamen ücretsizdir. Üye olmak

yalnızca 10 saniyenizi alır ve ve bize 10 saniyenizi verirseniz çok

mutlu oluruz.

Forum Yapımcısı : GüRbÜz ÇELİK



 
AnasayfaSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Fıkra ( 3 )

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
muhammet1111
Üye
Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 71
Kayıt tarihi : 08/07/09
Yaş : 25
Nerden : İSTANBUL/PENDİK

MesajKonu: Fıkra ( 3 )   Çarş. Tem. 08, 2009 4:49 pm

Balık - Alık

Deli deniz kenarında duvara oturmuş. Elinde de bir olta, yoldan geçen biri dalga geçerek sormuş: "Orada balık mı tutuyorsun sen?" "Hayır alık tutuyorum." "Tutabildin mi bari?" "Çook... Seninle 23 oldu..."



Kulaklarını kesersek?

Doktor akıl hastasıyla terapi yapmaktadır; sorar:-"Bir kulağını kesersek ne olur?" -"Canım acır, hem de çok!" -"Peki iki kulağını kesersek?" -"Aaa... O zaman iyi göremem!" -"O nedenmiş?" -"Ee iki kulağımı da keserseniz, gözlüklerim düşer!"


Bir kilo merhaba al desem?

Bir akıl hastası taburcu olmak üzeredir. Onunla ilgilenen doktor son bir soru sormak ister:-"Bana yarım kilo merhaba al desem, ne dersin?" -"Size deli derim doktor bey, olacak şey mi o dediğiniz?" Bunun üzerine memnuniyetle taburcu kağıtlarını imzalayan doktor, tam çıkarken hastasına sorar:-"Niçin deli derdin peki bana?" -"Merhaba kiloyla değil de, metreyle satılır da ondan!"


Karşı kaldırım

Bir akıl hastası, bulunduğu kaldırımdan karşı kaldırıma geçmiş ve orada nöbet tutmakta olan bir polis memuruna sormuş:-"Afedersiniz memur bey, karşı kaldırım nerede acaba?" Memur durumu biraz da garip karşılayarak cevap vermiş; "işte orası" demiş ve karşı kaldırımı göstermiş. Bunun üzerine akıl hastası memuru terslemiş:-"Kimi kandırıyorsun sen be! Daha az önce oradaki memura sordum, o burayı gösterdi!"


Armutlar

Akıl hastanesini teftiş etmekte olan bir müfettiş, bahçeye gelince, delilerin kendilerini çeşitli ağaçların dallarından aşağı sarkıttıklarını görmüş. Edindiği pekçok tecrübeye rağmen, daha önce görmediği bu olay ilgisini çekmiş ve görevlilere sormuş:-"Ne yapıyor bunlar?" -"Efendim, onlar kendilerini armut zanneden hastalar..." Müfettiş biraz daha ilerlemiş, ve yerde boylu boyunca yatan başka bir hasta görmüş:-"Peki bunun nesi var?" -"Ha o mu? Efendim o olgunlaşıp yere düşen armutlardan!"















Ümmed-i Muhammed

Ali Mısır'da okuyan bir öğrenci. Sınavlar bitmiş ve yaz tatiline girecekler.. Babası Ali'ye telefon eder ve sınavların nasıl geçtiğini sorar. Ali de bilmediği halde "çok iyi geçti" der ve bunu üzerine babası onu İstanbul'a işlerinde yardım etmesi için çağırır. Ali gidecektir İstanbul'a ve arkadaşına son olarak şöyle der; "Ahmet sen notlarımı öğrenirsin ve beni ararsın. Eğer telefona babam çıkarsa Muhammed'in Ali'ye selamı var dersin; ben anlarım bir tane zayıfım olduğunu." Ahmet notları öğrenir ve arar. Telefona babası çıkar ve Ahmet şöyle der: - Amcacım Ali'ye söyle ona bütün Ümmed-i Muhammed'in selamı var..





İki ciddi neden

Sabah anne, oğlunun odasına girdi ve onu uyandırdı. "Haydi oğlum, uyan artık. Okula geç kalacaksın..." Oğlu, yarı açık gözlerle annesine baktı ve uykulu bir sesle "fakat anne, bugün okula gitmek istemiyorum" dedi. Anne, oğlunun isteğine karşı çıktı: "Okula neden gitmek istemiyormuşsun bakayım?" dedi. "İki ciddi neden söyle bana..." Oğlu bir yandan esnerken, bir yandan da annesini yanıtladı: "Okuldaki tüm öğretmenler benden nefret ediyorlar, biiir... Tüm öğrenciler de nefret ediyorlar, ikiii... Bu iki ciddi nedenim yeter mi, anne?" Annesi oğlunun nedenlerini geçerli bulmadı; "bunlar okula gitmemen için neden olamaz" dedi. "Şimdi hemen kal ve çabuk hazırlan..." Bu kez oğlu iki ciddi neden göstermesini istedi annesinden: "Sen de bana, okula kesinlikle gitmemi gerektirecek iki ciddi neden gösterebilir misin, anne?" dedi. Sabrı tükenme noktasına gelen anne, oğlunun üstündeki yorganı hızla çekti ve oğlunun istediği iki ciddi nedeni ondan sonra açıkladı: "Birinci ciddi neden, 52 yaşında koskoca bir adamsın..." dedi şöyle devam etti: "İkinci ciddi neden ise, sen okulun müdürüsün, oğlum..."

Ceza

Öğrenci sınıfa yeni gelmişti. İkinci günü öğretmenine sordu: - "Öğretmenim, insana yapmadığı bir şey için ceza verir misiniz?" - "Olur mu evladım?", dedi öğretmen. "Yapmadınsa ceza da olmaz. Niye sordun bunu?" - "Efendim dün verdiğiniz ev ödevini yapmamıştım da ceza verirsiniz sanıyordum.."






Yazı tura

Temel üniversite sınavına girmiş. Her soruda yazı tura atarak cevapları vermiş. İki saat sonra öğrencilerin çoğu sınav kağıdını verip salonu terk etmiş, Temel hala yazı tura atıyor. Öğretmen gelip başına dikilmiş: - "Temel hepsini yazı tura atıyorsun, hala bitiremedin mi?" Temel: - "Hocam bir saat önce bitirdim ama cevaplarımı kontrol ediyorum!"






Kadeş

Tarih dersinde öğretmen birini tahtaya kaldırmış ve sormuş: - "Oğlum Kadeş savaşını kim yaptı?" Çocuk hemen yanıtlamış: - "Hocam vallahi billahi ben yapmadım." Hoca çıldıracak... sinirle dışarıya çıkmış, koridorda Matematik öğretmenini görmüş ve durumu Matematik öğretmenine anlatmış: - "Hocahanım bu öğrenciler beni çıldırtacak; Kadeş savaşını kim yaptı diye soruyorum, vallahi billahi ben yapmadım diye yanıt veriyorlar, çıldıracağım..." - "Hocam üzülmeyin çocuktur bunlar, hem yaparlar hem de yapmadım derler..." Tarihçinin sinirleri iyice tepesine çıkmış ve soluğu müdür beyin odasında almış. - "Müdür bey bu nasıl bir okul, ne öğrencisinde hayır var ne de öğretmeninde; öğrenciye Kadeş savaşını kim yaptı diye soruyorum, ben yapmadım diyor, öğretmene durumu anlatıyorum bunlar çocuktur hem yaparlar hem de yapmadım derler diyor, kafayı yiyeceğim." Müdür: - "Siz hiç kendinizi üzmeyin hocam bunda merak edilecek bir şey yok, şimdi Bakanlığa bir yazı yazar ve Kadeş savaşını kimin yaptığını sorarız..." Tarih öğretmeni aldığı yanıt ile oracığa yığılıp kalmış ve müdürden bir hafta izin almış. Bir hafta sonra Bakanlıktan bir yazı: "Bu yıl ödenek olmadığı için Kadeş savaşı yapılamayacaktır. Bilginize..."



Daha çok istiyor

Çocuk, okuldan bir gözü şiş olarak dönünce, annesi telaşlanır: - "Oğlum ne oldu gözüne? Düştün mü yoksa?" - "Hayır düşmedim. Arkadaşım Orhan'la dövüştük. Ben de yarın onun gözünü şişireceğim!" Annesi oğlunu yatıştırmaya çalışır: - "Sakın ha! Dövüşmek iyi birşey değil. Ben sana yarın pasta çörek vereyim. Arkadaşına da ver, barışın. Güzel güzel oynayın olmaz mı?" - "Olur anneciğim, barışırız." Ertesi gün, çocuk öteki gözü de şişmiş olarak döndü. Annesi merakla sordu: - "Yine ne oldu?" - "Arkadaşım yaptı; daha çok pasta, çörek istiyor!"


Geçmiş zaman

Türkçe dersinde öğretmen sordu: - "Ben güzelim, dediğim zaman bu hangi zaman formundadır?" - "Geçmiş zaman öğretmenim."



28 gün

Öğretmen sormuş: - "Hangi ayda yirmi sekiz gün var?" Soner cevap vermiş: - "Hepsinde hocam."






Hangi okulda?

Ahmet okuldan eve çok mutlu bir halde geldi. - "Okulda ne yaptınız?" - "Patlayıcı madde imal ettik." - "Peki yarin ne yapacaksınız okulda?" - "Hangi okulda?"





İki yüzlü

Öğretmen sormuş: - "Söyle bakalım, iki yüzlü kime denir?" Zeynep: - "Okula gülerek gelen öğrenciye."



Fiil çekimleri

Yaşlı öğretmen Mehmet'e fiillerde zaman çekimlerini öğretiyordu : "Bak Mehmet", dedi; "Ben güzeldim" dersem geçmiş zaman olur. Peki, "Ben güzelim" dersem ne olur?" Küçük Mehmet düşünmeden cevap verdi: "Yalan olmaz mı öğretmenim?"








Karnen nerede?

Karne günüdür. Küçük çocuk okuldan döner. Annesi: "Karnen nerede yavrum?" diye sorar. Çocuk gülerek cevaplar: "Arkadaşıma ödünç verdim, babasını korkutacakmış!"




Kurtlar neden öldürülür?

Şehirde bir ilkokulda öğretmen çocuklara sorar:-"Söyleyin bakalım, köylüler kurtları neden öldürürler?" Sınıftan birkaç çocuk cevap verir, "Kuzuları öldürdükleri için!" Menekşe hemen parmak kaldırır ve sorar: -"Peki o zaman kasapları neden öldürmüyorlar?"




Bir daha...

Haylazın teki, matematikten yine sınıfta kalır. Matematik hocası, çocuğu karşısına alır ve konuşur: -"Bana bak Selami, bir daha sınıfta kaldığını görmeyeceğim!" Matematik öğretmenini çok seven çocuğun gözleri dolar: -"Hocam, ne oldu? İstifa mı ediyorsunuz?"


Bu harfin adı ne?

Birinci sınıfta, öğretmen tembel ama uyanık öğrencilerinden birini kaldırır ve sorar: -"Bu harfin adı nedir?" Çocuk biraz mırın kırın eder, sonra cevaplar: -"Valla öğretmenim, o harfi çok iyi tanıyorum ama adı bir türlü aklıma gelmiyor..."




Yani neyin var?

Öğretmen çocuğa sorar: -"Oğlum elini bir cebine atıyorsun 10 milyon lira çıkıyor, diğerine atıyorsun 5 milyon lira çıkıyor. Yani senin neyin var?" -"Valla hocam onu bunu bilmem ama, bence üzerimde başka birinin pantalonu var!"


Önemli bir durum yoktur

Öğretmen dilbilgisinden bahsediyorken, fiil çekimi yapmış, "-"Bağırmadım, bağırmadın, bağırmadı" dersem, bu ne olur?" demiş. Bir süre kimseden ses çıkmamış, sonra bir çocuk ayağa kalkmış: -"Önemli bir durum yoktur hocam, zaten kimse bağırmamıştır."




Fiyatlar farklı

Çocuk elinde bir alışveriş listesiyle bakkala gider ve sıralar: -"Şimdi bana kilosu 250 liradan 3 kilo elma, tanesi 175 liradan 5 sakız, bir de tanesi 400 liradan iki defter versene?" -"Evlat iyi güzel de, bizim fiyatlarımız farklı ki?" -"Olsun önemli değil, sen toplam fiyatı söyle. Ben de zaten matematik ödevi yapıyorum..."






Hangi kaslar gelişirmiş?

Yaşlı biyoloji öğretmeni çocuklara sorar: -"Yani neymiş çocuklar? Ben boks yaptığımda hangi kaslar gelişirmiş? -"İzleyenlerin gülme kasları öğretmenim!"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://destan.yetkinforum.org
Admin
Administrator
Administrator
avatar

Mesaj Sayısı : 124
Kayıt tarihi : 06/07/09
Yaş : 37
Nerden : İstanbul

MesajKonu: Geri: Fıkra ( 3 )   Perş. Tem. 09, 2009 10:28 am

Paylaşım İçin Teşekkürler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://destan.yetkinforum.org
 
Fıkra ( 3 )
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: SOSYAL KONULAR & EĞLENCE :: Fıkralar ve Komik Yazılar-
Buraya geçin: